JACK IN THE BOX

İki yakın arkadaş Efe G ve Batu Dal, 2012 yazında bir araya gelip elektronik müzik sahnesine dalmak için bir adım attılar ve Jack in the Box böylece kurulmuş oldu. Daha öncesinde de müzikle uğraşan ikili bu işi resmiyete döktüklerinde hayran kitleleri gün geçtikçe arttı. İkili, şehrin gelecek vaat eden en yetenekli sanatçılarından olduklarını kanıtlamışlardı. Jack in the Box, İstanbul'un prestijli birçok kulübünde mixer başına geçme imkanı buldu. Bu deneyimlerinden yola çıkarak yarattıkları kendilerine özgü baskın karakterli sound'ları bass ağırlıklı, İngiltere tesirli canlı underground beat'lerinden oluşuyor. Jack in the Box dj kabinindeyken dinleyicileri havaya sokmak ve kulübü hareketlendirmek için çalıyorlar. İkili, dans müziğini olabilecek en samimi ve gerçek haliyle sergilemeyi mottoları haline getirmiş: "Eğer bir melodi sizi hareketlendiremiyorsa, bizim değildir; ikincisi, o tarz melodileri zaten sevmeyiz." Meslektaşlarının aksine, ikilinin müzikle tanışması pikaplar aracılığıyla olmadı. İkisi de çok küçük yaşlardan itibaren enstrüman çalıyorlardı ancak fark yaratacak kadar büyük değillerdi. Küçük yaştan beri müzikle harikalar yaratmaya aşina olan iki arkadaş Jack in the Box adı altında müziğe olan düşkünlüklerini eşsiz elektronik tınılara çevirme fırsatı buldular. Jack in the Box, büyük çalışkanlık ve özveriyle stillerini ve sound'larını geliştirmeye devam ediyor ve ikili stüdyodan çıkmıyor. Son olarak sıkı bir çalışmanın meyvesi olan "Memoria" Save Room Recordings etiketiyle 27 Ocak'ta Beatport'tan satışa çıktı. Resmi olarak piyasa sürdükleri single'larıyla beraber bundan sonra Jack kutudan çıkacağa benziyor.

You need a modern browser to view this.

the guide istanbul